Mevlâna Mesnevî’de anlaşılması zor olan soyut nitelikteki dinî ve tasavvufî kavramları hikâyeler yoluyla somutlaştırarak anlatmayı tercih eden bir yol izler. Mevlâna, hikâyeleri anlatırken kimi zaman hikâye içinde ve kimi zaman da hikâye sonununda o hikâye ile neyi anlattığını ve anlattığı şeyin nasıl yorumlanacağını bizzat kendisi şerh ederek okuyucuya eserin nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir. Bildiri konusu olarak seçtiğimiz Bakkal ve Papağan Öyküsü’nün konusu kısaca şöyledir: Bir bakkalın hem çok iyi konuşan hem de sahibinin olmadığı zamanlarda dükkânı bekleyen iyi eğitilmiş bir papağanı vardır. Bir gün bu papağan dükkân beklerken, fare avlamak için içeri giren bir kediden korkarak telaşla uçmaya çalışır ve içerdeki gül yağı şişelerini kırıp döker. Sahibi dükkâna gelip de bu durumu görünce öfkeyle papağanın başına vurarak onu kel eder. Papağan bu durum üzerine konuşmayı keser. Olaya üzülen bakkal onu konuşturmak için çareler arar ama başaramaz. Bir gün dükkâna kel bir derviş gelir. Onu gören papağan; “Ey derviş sen de benim gibi gül yağı döktüğün için mi kel oldun?” diye tekrar konuşur. Mevlâna bu öykünün yorum kısmında, papağan gibi yanlış kıyas yapmanın, değerlerin anlaşılmasında nasıl bir kargaşa yaratacağı hususu üzerinde durur. Bu bildiride Bakkal ve Papağan Öyküsü üzerine Mevlâna’nın düşünceleri irdelenmiş ve öykünün temel kavramı olan kıyas kavramı üzerinden öykünün temel iletisi aktarılmaya çalışılmıştır.
Mevlâna, Mesnevi, bakkal, papağan, kıyas